Türklük Etnik Kimlik Midir? Bir İzmirli’nin Mizahi Yolculuğu
Giriş: Türklük ve Ben
Bugün aklımda bir soru var: “Türklük etnik kimlik midir?” Tamam, biraz karmaşık bir soru ama hiç endişelenme, ben seni yolda bırakmam. İzmirli olduğum için bu tip soruları hem çok ciddiye alıp hem de aynı anda şaka yapma ihtiyacı duyuyorum. Çünkü yaşadığım şehirde, gündelik hayatın akışı bile bazen bir diziye dönüyor ve ortasında bir şekilde mizah çıkıyor. Hadi bunu baştan netleştirelim: Türklük bir etnik kimlik mi, yoksa başka bir şey mi? Bu soruya girmeden önce, bana neden böyle bir sorunun aklıma takıldığını anlamalısın. İzin ver, anlatayım.
Bir Gün, Bir Kahve, Bir Soru
Geçen gün, arkadaşlarla oturmuş, İzmir’in en kalabalık kafelerinden birinde sohbet ediyorduk. Bizimkiler işte, sürekli “dünya ne kadar küçük” ya da “birkaç yıl sonra ne yapacağız” gibi konulara giriyorlar. Birden Yasin, alkolü fazla kaçırıp bir de bunu hiddetle söylemeye karar verdi: “Bence Türklük diye bir şey yok. Etnik kimlik falan değil, bu tamamen bir sosyal inşa!”
Ben de tabii hemen atladım, o kadar durup dururken felsefi bir tartışma mı yapacağız? “Hayır canım, Türklük var, bak!” dedim, “Daha dün akşam, dönerciye gittiğimde… ha, tamam… biraz fazla baharat vardı belki de… ama yine de!” Ama ciddi bir şeyler söylemem gerekiyordu, değil mi?
Bu noktada iç sesim devreye girdi:
“Hadi bakalım, buradan nasıl çıkacağız?”
Ve bu sorunun aslında sadece bir etnik kimlik meselesi değil, çok daha geniş bir “kimlik ve aidiyet” meselesi olduğunu anlamaya başladım.
Türklük, Gerçekten Etnik Kimlik mi?
Öncelikle şunu kabul edelim, “Türklük” dediğimiz şey, bazen bir köftede, bazen bir tatlıda, bazen de son dakika alınan bir çorapta karşımıza çıkıyor. Evet, yaşadığın coğrafyada, kültürel olarak bazı bağlar var, tamam. Ama bu, doğrudan etnik kimlik mi? Hani biz bazı şeylere halk arasında “yok mu yaa?” derken, işin içine biraz da bu nüans giriyor.
Mesela, bir araya gelip şarkı söyleyen bir grup düşün. Herkesin sesi farklı ama bir şekilde uyum sağlıyor. Sadece bir “Türk” olmaktan değil, bir “Türk kültürü”nden, yaşam tarzından söz edebiliriz. Bu, biraz da kültürel bir aidiyet değil mi?
Diyelim ki etnik kimlik meselesi sadece genetikle ilgili bir şey. Bir an önce laboratuvara gitmeliyiz! Hangi genetik kodda “Türk” yazıyor? Türkiye’deki etnik çeşitliliği göz önüne alırsak, aslında bu konuda çok derin bir tartışma yapmamız gerekebilir. Mesela, Erzurum’dan bir adamla, İzmirli birinin gene olarak etnik kimlikleri farklı olabilir. Ama bir bakarsın, ikisi de “kıymalı börek” üzerine aynı kadar heyecanlanıyor. Yani etnik kimlik, tartışmaya açık bir konu aslında.
Sohbetin Devamı: Kimlik, Kimlik, Kimlik
Hadi bunu daha basitleştirelim. Yasin’in sorusuna dönersek, “Türklük” bir etnik kimlik olabilir mi? Bence bu, hem evet hem de hayır! Hani bazen bir konuyu anlatırken “yaşadığım şeyin içine giriyorum” derim ya, işte burada tam öyle bir noktada duruyoruz.
Çünkü Türklük, belki de bir kimlik olmanın ötesinde, bizim içinde yaşadığımız toplumun örüntülerine, değerlerine, tarihine ve kültürüne göre şekillenen bir yapı. Yani kısaca, etnik kimlikten ziyade, aslında bir toplumsal kimlik gibi de düşünülebilir. Sonuçta, her “Türk” kendi benliğini farklı bir şekilde inşa eder. Bu kimlik, bazen bir Ege şehrinin sahilinde, bazen Karadeniz’in yüksek yaylalarında, bazen de Marmara’nın kalabalık sokaklarında kendini gösteriyor.
Biraz daha açalım… Mesela ben bir İzmirliyim. İzmir’de yaşamak, bazen “Türk” olmanın en farklı, en renkli hali gibi geliyor bana. Çünkü İzmir’de yaşarken, bazen “Türk” olmak değil, “İzmirlilik” daha belirgin hale geliyor. O yüzden, bazen Türklük etnik kimliktir diyemiyorum. Ama, mesela Çorum’da, Tokat’ta veya Van’da farklı hissedebilirim. İşte burada, hem etnik kimlik hem de toplumsal kimlik arasında o ince çizgiyi hissediyorum.
Kısa Diyalog: Etnik Kimlik Mi, Sosyal Kimlik Mi?
Şimdi kafada sorular belirdiğini tahmin ediyorum. Bir de arkadaş grubumdan bir kesit aktaralım:
Fatma: “Yani biz şimdi Türklük dedikçe ne oluyor? Bir anlamı var mı? Yoksa sadece bir tarihsel, kültürel yük mü?”
Ahmet: “Bence Türklük bir etnik kimlik meselesi değil, sosyal kimlik… Yani biz Türk olduğumuzu hissediyoruz, değil mi? Ama birinin genetik yapısına bakarak söyleyemezsin.”
Ben: “Yani bir bakıma, ‘Türklük’, akşam yemeği öncesi sofraya eklenen yoğurt gibi! Herkes koysa da, aslında bizim sofrada farklı tadı var!”
Bunu diyerek, aslında çok derin bir soruya komik bir yaklaşım getirmiş oldum. Türklük, genetik bir etnik kimlik olmanın ötesinde, bizlerin yaşadığı toplumsal yapıya ve kültüre göre şekillenen bir kimlik haline geliyor. Kendi kimliğimize bakarken, bazen ne kadar çeşitliliği kabul etsek de, bir başka kimliğin de olduğunu unutmamamız gerek.
Sonuç: Türklük Bir Etnik Kimlik Midir?
Sonuç olarak, “Türklük etnik kimlik midir?” sorusu basit bir evet ya da hayır ile yanıtlanabilecek bir şey değil. Bazen, bir kimlik, bir toplumun kültüründen beslenirken, bazen de genetik yapıdan kaynaklanır. Kimlikler ve aidiyet, sadece bir kelime ile tanımlanamayacak kadar zengin ve değişkendir. Hangi şehri seversen sev, hangi kültürü yaşarsan yaşa, bir şekilde Türklük senin içinde yaşamaya devam eder. Belki de bu yüzden, ne kadar mizah yaparsak yapalım, sonunda kendimizi, bir şekilde, Türk kimliğiyle bir şekilde buluruz.
Benim için, Türklük, bir çeşit sosyal kimlik ve kültürel aidiyetin birleşiminden başka bir şey değil. Ama Yasin’e katılmamak da elde değil; bir sosyal inşa olarak, kimliğimizi şekillendiriyoruz ve bu şekil zaman içinde değişebiliyor. Aslında, Türklük ile ilgili yapılan her tartışma, kimliğin çok katmanlı yapısını anlamak için önemli bir fırsat. Hadi, kimlik tartışmalarını bir kenara bırakıp bir döner yiyelim, olur mu?