İçeriğe geç

Güneşlik mi önde olur, tül mü ?

Güneşlik mi önde olur, tül mü?

Kayseri’de bir pencerenin kenarında başlayan hikâye

Kayseri’nin kışları sert olur derler, ama insanın içi daha serttir bazen. Ben bunu en çok kendi odamın penceresinde anlıyorum. 25 yaşındayım. Günlük tutmayı severim; çünkü bazı duygular konuşulunca dağılmıyor, yazılınca biraz olsun yerli yerine oturuyor.

Bu sabah yine pencerenin önünde durdum. Camın buğusuna parmağımla bir şeyler çizdim, farkında olmadan. Dışarıda gri bir gökyüzü vardı, ama içerideki ışık bile kararını perdeye soruyor gibiydi. O an aklıma aynı soru geldi: güneşlik mi önde olur, tül mü?

Basit bir ev düzeni sorusu gibi duruyor. Ama bazı sorular basit görünür, insanın hayatına dokunana kadar.

Çocuklukta başlayan bir pencere alışkanlığı

Çocukken annem hep perdeleri sabahları açarken önce tülü çekerdi. “Önce tül, sonra güneşlik,” derdi. O zamanlar bunun bir kural olduğunu sanırdım. Evlerin yazılı olmayan kanunu gibi.

Tül, dünyayı biraz yumuşatırdı. Sokaktaki sesleri inceltir, güneşi filtrelerdi. Güneşlik ise daha ciddi bir şeydi. Kapı gibi. Dışarıyla içerinin arasına konulan net bir çizgi.

Ben hep o tülün arkasında durmayı severdim. Dışarıyı görmek isterdim ama tamamen içine karışmak istemezdim. Belki de o zamandan beri insanlardan da aynı şeyi bekliyorum: yaklaş ama yakma.

Yıllar geçti, çocukluk perdeleri değişti ama soru değişmedi. Hatta büyüdükçe daha çok büyüdü içimde.

Kayseri’de bir ev, iki farklı alışkanlık

Şimdi tek başıma sayılabilecek bir evde yaşıyorum. Kayseri’de üniversite sonrası kaldığım bu küçük dairede her şey biraz geçici gibi. Mobilyalar bile sanki “burada çok durmayacağım” diye fısıldıyor.

Penceremde iki kat perde var. Bir tül, bir de güneşlik. Ama hangisinin önde olması gerektiğini hiçbir zaman tam öğrenemedim. İnternette bakarsan herkes farklı bir şey söylüyor. Estetik diyen var, mahremiyet diyen var, ışık dengesi diyen var.

Ama benim için mesele estetik değil. Daha çok iç düzen meselesi.

Bazı sabahlar tülü öne alıyorum. Işığın içeri daha yumuşak girmesini istiyorum. O günler genelde içimin kırık olduğu günler oluyor. Gürültü istemiyorum. Sertlik istemiyorum.

Bazı akşamlar ise güneşliği çekip öne koyuyorum. Dışarıyla bağımı kesmek istiyorum. Sanki dünya biraz uzak dursa, ben de kendime yaklaşacağım gibi hissediyorum.

Ama yine de hiçbir düzen kalıcı olmuyor.

Bir tartışma gibi başlayan perde meselesi

Geçen hafta annem geldi. Evdeki küçük düzen değişikliklerine hep dikkat eder. Kapıyı açar açmaz perdeye baktı.

“Bunu niye böyle yapıyorsun?” dedi.

Tam o an içimde bir şey sıkıştı. Çünkü aslında perdeyi doğru yapıp yapmadığımdan emin değildim, ama bunu kabul etmek istemedim.

“Böyle daha iyi oluyor,” dedim.

Ama o başını salladı. “Güneşlik önde olmaz. Tül önde olur. Önce zarif olan, sonra koruyan gelir.”

Bu cümle bende uzun süre kaldı.

Zarif olan, sonra koruyan…

Bazen hayatı da böyle mi kuruyoruz diye düşündüm. Önce incelik, sonra sertlik. Ama benim hayatımda çoğu şey tam tersi olmuştu. Önce sertlik, sonra incelik arayışı.

Annem giderken perdelerin hâlâ aynı şekilde durmasına bakıyordu. Sanki evin düzeni değil de benim iç düzenim bozukmuş gibi hissettim.

O gün uzun süre pencerenin önünde oturdum.

Tülün arkasında saklanan düşünceler

Tül perde benim için hep bir aralık oldu. Ne tamamen dışarıdasın, ne tamamen içeride.

Bazı geceler ışıkları kapatıp sadece sokak lambasının soluk ışığını tülün arkasından izliyorum. O anlarda dünya daha yavaş akıyor gibi geliyor.

Ama aynı zamanda bir eksiklik hissi de oluyor.

Sanki hayatı tam yaşayamıyormuşum gibi.

Tül önde olduğunda, her şey biraz flu. İnsanların yüzleri, kendi düşüncelerim, hatta geçmişte yaptığım hatalar bile bulanıklaşıyor. Bu bazen iyi bir şey. Çünkü bazı netlikler acıtır.

Ama bazen de netlik ister insan.

Güneşlik önde olduğunda ise her şey daha çıplak. Odaya giren ışık bile saklanmıyor. Ben de saklanamıyorum.

İşte bu yüzden hangisinin önde olması gerektiğini hiçbir zaman bilemiyorum.

Bir sabahın içinde kaybolan karar

Dün sabah erken uyandım. Kayseri’nin sabahları keskin olur; hava soğuk ama ışık serttir. Pencerenin önüne gittiğimde içimde garip bir kararlılık vardı.

“Bugün düzeni değiştireceğim,” dedim kendi kendime.

Önce güneşliği öne aldım. Sonra durdum. Bir şey yanlış gibi geldi. Geri çektim. Tülü öne aldım. Yine olmadı.

O an fark ettim ki mesele perde değil.

Ben hangi katmanda duracağımı bilmiyordum.

Hayatımda da aynı şey vardı. İnsanlara ne kadar yakın olmalıyım, ne kadar uzak durmalıyım, hangi kısmımı göstermeliyim, hangisini saklamalıyım… Hepsi aynı sorunun farklı versiyonlarıydı.

Perdeyi bir kez daha değiştirmedim. Olduğu gibi bıraktım.

Işığın içeri girmesiyle değişen şeyler

Öğleden sonra güneş birden açtı. Kayseri’de güneş bazen geç gelir ama geldi mi sert gelir. O ışık odanın içine dolduğunda perdelerin arasındaki fark daha da belirginleşti.

Tül ışığı yumuşatıyordu.

Güneşlik ışığı kesiyordu.

Ama ikisi birlikte olunca bir denge oluşuyordu.

O an içimde küçük bir umut hissettim. Belki de mesele “hangisi önde olmalı” değil, “hangisi ne zaman öne geçmeli” idi.

Hayat da böyleydi belki.

Sürekli aynı pozisyonda kalmak zorunda değildi.

Ama bunu bilmek kolay, hissetmek zor.

Günün içine sızan küçük bir farkındalık

O gün akşamüstü bir şey oldu. Sokaktan gelen çocuk seslerini dinlerken perdelere baktım. İlk defa onları düzeltme ihtiyacı hissetmedim.

Oldukları gibiydiler.

Tül biraz öndeydi, güneşlik biraz arkada kalmıştı. Ama bu bir hata gibi gelmedi.

Daha çok bir an gibi geldi.

Geçici ama gerçek.

Belki de ben de böyleydim. Tam net olmayan, sürekli yer değiştiren, bazen yumuşayan bazen sertleşen.

Ve bu düşünce garip bir şekilde içimi rahatlattı.

Gecenin sonunda kalan soru

Gece olduğunda Kayseri sessizleşir. O sessizlik insanın içini daha çok duyurur.

Yatağıma uzandım ama uyumadan önce bir süre tavana baktım. Perdeler gölgede kalmıştı.

Yine aynı soru zihnime geldi:

Güneşlik mi önde olur, tül mü?

Bu kez cevap aramadım.

Sadece sorunun orada durmasına izin verdim.

Çünkü bazı soruların cevabı yoktur. Ya da vardır ama insan o cevabı her gün yeniden seçmek zorundadır.

Ve ben her gün biraz farklı biriyim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://www.frmtrk.net https://atlasnet.com.tr https://flyingcam.com.tr Sitemap
ilbetvdcasino firmasıvdcasinohttps://www.betexper.xyz/betci girişhiltonbet