Get My Own Back On: Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden İnceleme
Get My Own Back On Ne Demek?
“Get my own back on” ifadesi, dilimize “öç almak” ya da “intikam almak” olarak çevrilebilecek bir İngilizce deyimdir. Birine karşı duyulan bir haksızlık, adaletsizlik veya yanlış bir davranışa karşı duyulan tepkiyi ifade eder. Bu ifadeyle, birinin size yaptığı olumsuz bir şeyin karşılığını verme arzusu dile getirilir. Ancak bu basit bir öç alma duygusunun ötesine geçebilir. Çünkü bu kavram, sadece kişisel duygusal bir tepki değil, daha derin toplumsal ve kültürel bir bakış açısını da içinde barındırır.
Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bakıldığında, “get my own back on” söylemi, kişisel ve kolektif mücadelelerin, haksızlıkların, kimlik temelli ayrımcılığın ve toplumsal normların sorgulanmasının bir sembolüne dönüşebilir.
Toplumsal Cinsiyet ve ‘Get My Own Back On’
İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde yaşarken, toplumsal cinsiyetin nasıl şekillendiğine dair sürekli gözlemler yapabiliyorum. Sokakta yürürken, toplu taşımada veya işyerinde, kadınların ve erkeklerin birbirinden farklı şekilde muamele gördüğüne tanık oluyorum. Birçok durumda, kadınların fiziksel ya da psikolojik şiddet ve ayrımcılık gibi olgulara maruz kaldığını gözlemlemek mümkün.
Örneğin, bir sabah toplu taşımada önümdeki genç kadına karşı bir adamın fiziksel mesafeyi ihlal etmesi, sadece o kadının günlük yaşamını değil, onun çevresindeki tüm kadınları etkileyen bir durumdur. Kadın, bu tür bir davranışa karşı kendini savunmaya kalktığında, genellikle susturulmakta, ya da kendini ifade etmeye çalıştığında “aşırı tepkili” ya da “hassas” olmakla suçlanmaktadır. İşte bu tür durumlar, “get my own back on” gibi bir duyguyu harekete geçirebilir. Kadın, sadece kişisel olarak değil, tüm toplum adına bu davranışa karşı bir tepki gösterme isteği duyar.
Ancak bu “öç almak” duygusu, sadece bir birey olarak değil, aynı zamanda kolektif bir sosyal adalet mücadelesinin ifadesi olabilir. Kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı her gün savaşıyorlar ve bazen bu mücadele, “get my own back on” anlamına gelir. Bu, bir erkeğin ya da sistemin ona yaptığı haksızlıkla ilgili değil, aynı zamanda kadınların hak ettikleri eşitliği, özgürlüğü ve güvenliği talep etmelerinin de bir simgesidir.
Çeşitlilik ve ‘Get My Own Back On’
İstanbul’da çeşitliliğin ne kadar yoğun olduğunu düşünürsek, “get my own back on” ifadesinin farklı toplumsal gruplar açısından nasıl şekillendiğini görmek zor değildir. Sokakta ya da iş yerlerinde, farklı etnik kökenlerden, cinsiyetlerden veya kimliklerden gelen insanların birbirleriyle ilişkileri farklı dinamiklere sahiptir. Çeşitliliğin olduğu bir ortamda, öç alma ve adalet duygusu daha fazla anlam taşır.
Özellikle etnik azınlıklar, göçmenler veya LGBTQ+ bireyleri gibi marjinalleşmiş gruplar, toplumun ana akım normları tarafından sürekli olarak dışlanmakta, hor görülmekte veya görünürlükleri yok sayılmaktadır. Birçok zaman bu gruplar, ayrımcılığa uğradıkları durumlarda susmak zorunda kalmaktadırlar. Çünkü toplum, bu grupların isyanını ve karşı duruşunu genellikle aşırı, gereksiz ve provokatif olarak nitelendirir.
Bu gruplar, “get my own back on” duygusunu, toplumsal normlara karşı bir tür direniş olarak şekillendirebilirler. Örneğin, bir LGBT bireyi, sokakta maruz kaldığı hakaretlere ve dışlanmalara karşı tepki verirken, sadece bireysel bir “öç” almakla kalmaz; tüm LGBTQ+ topluluğuna dair yıllardır süregelen haksızlıklara karşı bir öfke de taşır. Bu durum, hem bireysel bir adalet arayışıdır hem de daha geniş bir toplumsal adalet mücadelesinin bir parçasıdır.
Sosyal Adalet ve ‘Get My Own Back On’
Sosyal adaletin savunucusu olanlar, “get my own back on” ifadesini daha çok bir devrimci kavram olarak kullanabilirler. Toplumda hak etmeyen gruplara yönelik bir adaletsizlik söz konusu olduğunda, bu grupların içinde bulundukları durumla ilgili duygusal bir tepki geliştirmeleri, onları sisteme karşı bir isyana, bir değişim talebine yönlendirebilir. Örneğin, bir iş yerinde cinsiyet ayrımcılığına uğrayan bir kadın, belirli bir noktada sadece kendi haklarını savunmakla kalmaz; iş gücündeki tüm kadınlar için eşitlik talep eder.
Ancak, “get my own back on” kavramı burada yalnızca bir öç alma hissiyle sınırlı değildir. Sosyal adalet savunucuları, bu duyguyu, bilinçli bir şekilde hareket etmek, sistemi değiştirmek ve kolektif hakları savunmak için kullanırlar. Toplumsal eşitsizliklere karşı geliştirilen her tepki, tek bir bireyi değil, tüm bir toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bir adalet çığlığına dönüşebilir.
Örneğin, genç bir çalışan olarak iş yerinde hak ettiğiniz terfiyi alamadığınızda, bu sadece sizin bireysel bir başarısızlık değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet normlarına dayalı bir adaletsizliktir. Toplumun “erkek egemen” iş dünyası, kadınları çoğu zaman daha düşük pozisyonlara mahkûm eder. Bu durumu değiştirmek isteyen bir kadın, “get my own back on” diyerek, sadece kendi hakkını değil, tüm kadın çalışanların hakkını savunmuş olur.
Sonuç: Get My Own Back On ve Toplumsal Değişim
“Get my own back on” ifadesi, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle doğrudan ilişkilidir. Bu kavram, bir toplumsal adalet mücadelesinin, yıllardır süregelen haksızlıkların ve ayrımcılığın karşısında bir tepkidir. İnsanlar, sadece kendi bireysel öçlerini almakla kalmaz, aynı zamanda daha geniş bir toplumsal değişimi sağlamak için bu duyguyu kullanabilirler.
İstanbul’da bir sabah işyerine giderken, yolda gördüğüm bir kadının, çocuğunu okula götüren bir babaya karşı kendisini savunmaya çalıştığını düşündüğümde, “get my own back on” ifadesinin ne kadar derin bir toplumsal anlam taşıdığını bir kez daha anlıyorum. Bu basit bir öç alma duygusu değil, adalet ve eşitlik talebinin bir simgesidir. Her birey, haksızlıklara karşı bir tepki geliştirme hakkına sahiptir; ancak önemli olan, bu tepkinin sadece bireysel düzeyde kalmaması, toplumsal bir hareket haline gelmesidir.
Unutulmamalıdır ki, toplumsal değişim ancak bu tür tepkilerin, kolektif bir güce dönüşmesiyle mümkün olabilir.