İçeriğe geç

bilmeksizin ne anlama gelir ?

Kayseri’de Bir Yıl: Ter, Umut ve Atasözlerinin İçinde Bir Hayat

Eeee olarak bu yazımızda “bilmeksizin ne anlama gelir” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!

Kayseri’nin sabahı sert olur. Soğuk, insanın yüzüne tokat gibi çarpar ama garip bir şekilde insana “ayağa kalk” da der. Ben 25 yaşındayım ve burada yaşıyorum. Günlüğüme yazmayı seviyorum çünkü bazı şeyleri yüksek sesle söyleyince dağılır gibi hissediyorum; ama yazınca kalıyor, gerçek oluyor.

Son zamanlarda kafamda tek bir şey dönüyor: çok çalışmakla ilgili atasözleri nelerdir?

Bunu sadece meraktan sormuyorum. Hayatımın tam ortasında duruyor bu soru. Çünkü ben çok çalışıyorum. Bazen karşılığını görüyorum, bazen ise sadece yorgunluk biriktiriyorum.

Sabahın Beşinde Başlayan Hikâye

Bir sabahı anlatayım. Hani saat daha gün olmamış, gökyüzü griyle siyah arasında sıkışmış olur ya… İşte o saatlerde uyanıyorum.

Babam yıllardır aynı cümleyi söyler:

“Erken kalkan yol alır evlat.”

Bu söz çocukken kulağıma sadece bir nasihat gibi gelirdi. Şimdi ise biraz ağır bir gerçek gibi. Çünkü erken kalkıyorum ama bazen yol aldığımı hissetmiyorum. Sanki aynı yerde dönüp duruyorum.

O sabah yine erkendim. Fabrikaya gidecektim. Ellerim cebimde, sokakta yürürken içimden sürekli aynı cümle geçiyordu:

“Ben gerçekten doğru şeyi mi yapıyorum?”

Ama sonra aklıma başka bir atasözü geliyor:

“İşleyen demir pas tutmaz.”

Kendimi o demir gibi görüyorum. Çalışmazsam paslanacağım, biliyorum. Ama bazen de düşünüyorum… Sürekli çalışmak insanı parlatır mı, yoksa yavaş yavaş aşındırır mı?

Atölyede Geçen Saatler ve Sessiz Yorgunluk

Çalıştığım yer küçük bir atölye. Gürültü çok, konuşma az. Herkes kendi derdinde. Makine sesi bile bazen insanın içini bastırıyor.

Öğle arası olduğunda bir köşeye oturuyorum. Çantamdan küçük defterimi çıkarıyorum. Günlük yazmak benim kaçışım.

O gün yazdığım şey hâlâ aklımda:

“Bugün çok yoruldum ama vazgeçmedim. Yine de içimde bir boşluk var.”

Yanımda çalışan usta Ali abi yanıma oturdu. Bana bakıp gülümsedi:

“Gençsin, yorulman normal. Ama unutma, emek olmadan yemek olmaz.”

Bu cümleyi o kadar çok duydum ki… Ama bazen anlamı değişiyor. Çocukken motivasyon gibi geliyor, büyüyünce bir gerçeklik baskısına dönüşüyor.

O an düşündüm:

Gerçekten sadece emek mi gerekiyor? Yoksa doğru emek mi gerekiyor?

Çok Çalışmakla İlgili Atasözleri Nelerdir? Hayatın İçinden Bir Soru

Bu soru benim için artık ders kitabı sorusu değil. Hayat sorusu.

Çok çalışmakla ilgili atasözleri nelerdir? diye düşündüğümde aklıma sadece birkaç cümle gelmiyor; bir yaşam tarzı geliyor. Çünkü bu atasözleri bizim burada büyürken duyduğumuz şeyler:

“Damlaya damlaya göl olur.”

“Emek olmadan yemek olmaz.”

“İşleyen demir pas tutmaz.”

“Erken kalkan yol alır.”

Ama ben artık şunu da görüyorum: Bu sözler sadece çalışmayı değil, dayanmayı da anlatıyor. Kimse açıkça söylemiyor ama bu sözlerin arasında bir “sabret” baskısı var.

Ve ben bazen sabretmekte zorlanıyorum.

Akşamları Eve Dönmek: En Sessiz Çatışma

Akşam eve döndüğümde şehir daha sessiz oluyor. Kayseri’nin soğuğu geceleri daha net hissediliyor.

Annem kapıyı açtığında yüzüme bakıyor. Bir şey sormuyor ama her şeyi anlıyor. Anneler zaten böyle.

Bana yemek hazırlarken diyor ki:

“Boşver oğlum, damlaya damlaya göl olur.”

Gülümsüyorum ama içimden şu geçiyor:

Ya benim damlalarım hiçbir zaman göl olmuyorsa?

O an hayal kırıklığını ilk kez bu kadar net hissediyorum. Sanki çok çalışmak yetmiyor gibi. Sanki bir şey eksik ama ne olduğunu kimse söylemiyor.

Gecenin Sessizliğinde Günlük Sayfaları

Gece olduğunda odama çekiliyorum. Lambanın ışığı sarı ve yorgun.

Defterimi açıyorum.

Bugün yazdığım cümlelerden biri şuydu:

“Çalışıyorum ama bazen ilerlemiyormuşum gibi geliyor. Bu his beni yoruyor.”

Sonra duruyorum. Çünkü içimde başka bir ses konuşuyor:

“Belki de yol görünenden daha uzundur.”

İşte burada umut devreye giriyor.

Çünkü aynı zamanda şunu da biliyorum:

“İşleyen demir pas tutmaz” sadece bedeni değil, umudu da anlatıyor olabilir.

Bir Ustanın Hikâyesi ve Küçük Bir Kırılma Anı

Bir gün atölyede makine bozuldu. Herkes panik oldu. İşler durdu.

Usta Ali abi sinirlenmedi. Sadece makineye baktı ve dedi ki:

“Sabır. Her şey çalışarak düzelir.”

Sonra bana döndü:

“Bak evlat, ağır taş yerinden oynar.”

Bu söz o gün kafama takıldı. Çünkü ben hep hızlı sonuç bekliyorum. Ama hayat hızlı değil.

O gün ilk kez şunu düşündüm:

Belki de sorun çok çalışmak değil. Belki de sabırsız çalışmak.

Kendi Kendime Verdiğim Söz

O gece günlüğüme şunu yazdım:

“Eğer devam edersem bir şey değişecek. Bilmiyorum ne zaman ama değişecek.”

Bu cümle umut muydu, inat mıydı, bilmiyorum.

Ama içimde bir şey kırıldı. Kötü anlamda değil. Daha çok, sıkışmış bir şeyin açılması gibi.

Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında Sallanmak

Bazen sabah işe giderken içim çok dolu oluyor. Sanki her şey ağır.

Bazen de hiç umudum kalmıyor. Özellikle yorulduğum günlerde.

Ama sonra bir anda aklıma geliyor:

“Damlaya damlaya göl olur.”

Ve şunu fark ediyorum: Belki de göl hemen oluşmuyor. Belki ben sadece sürecin ortasındayım.

Ama insan bunu bilse bile her gün sabretmek kolay değil.

Çünkü çok çalışmak bazen insanı büyütmüyor, sadece yoruyor gibi hissediyorsun.

İşte en zor kısım burada.

İçimdeki Soru Bitmiyor

Şimdi yine aynı soruya dönüyorum:

Çok çalışmakla ilgili atasözleri nelerdir?

Cevaplar belli aslında. Herkes biliyor:

Emek olmadan yemek olmaz

İşleyen demir pas tutmaz

Erken kalkan yol alır

Damlaya damlaya göl olur

Ama asıl soru şu:

Bu sözler bizi motive mi ediyor, yoksa bazen üzerimize bir yük gibi mi çöküyor?

“bilmeksizin ne anlama gelir” konusunu beğendiyseniz Eeee sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.

Son Dönemeç: Küçük Bir Değişim

Bir sabah yine erken kalktım. Ama bu kez farklı bir şey oldu.

İşe gitmeden önce durdum. Bir an etrafıma baktım. Kayseri hâlâ soğuktu ama bu kez daha tanıdıktı.

Kendi kendime şunu söyledim:

“Ben zaten çalışıyorum. Belki de artık sadece devam etmem gerekiyor.”

Bu cümle büyük bir dönüşüm değil. Ama küçük bir kabul.

Ve bazen en büyük değişimler, sessiz kabul anlarında başlıyor.

O gün atölyeye giderken içimde ne büyük bir umut vardı ne de büyük bir hayal kırıklığı. Sadece devam etme hali vardı.

Ve belki de hayat tam olarak bu.

Bitmeyen Bir Günlük Gibi

Defterime son yazdığım şey şu oldu:

“Çalışmak bazen yorar, bazen büyütür. Ama ben hâlâ buradayım.”

Ve şunu biliyorum: Bu hikâye bitmedi.

Çünkü her sabah yeniden başlıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://www.frmtrk.net https://atlasnet.com.tr https://flyingcam.com.tr Sitemap
ilbetvdcasino firmasıvdcasinohttps://www.betexper.xyz/betci girişhiltonbet